Bir hekim bir tıbbi tedavi uygulamadan önce, hastanın nelerin gerçekleşeceği, buna hangi risklerin bağlı olduğu ve hangi alternatiflerin bulunduğu konusunda iyi bir şekilde bilgilendirilmiş olması gerekir. Buna aydınlatılmış onam. Yeterli bilgi olmadan bir hasta bilinçli bir onay veremez. Bu blogda aydınlatılmış onamın ne anlama geldiğini, onayın ne zaman geçerli olup ne zaman olmadığını ve yeterince bilgilendirilmediyseniz neler yapabileceğinizi açıklıyoruz.
Aydınlatılmış onam nedir?
Tıp dünyasında temel ilke, bir hastanın kendi tedavisine kendisinin karar vermesidir. Bunun için, hastanın tedavinin neyi içerdiğini, buna hangi risklerin eşlik ettiğini ve hangi alternatiflerin bulunduğunu anlaması esastır.
Aydınlatılmış onam şu anlama gelir: tam ve anlaşılır bilgiye dayalı onay.
‘tedavi’ kapsamına neler girer?
Bu bağlamda ‘tedavi’ ile, bakım sürecin kapsamında bir hekimin senin için yaptığı her şey kastedilir. Bu, yalnızca asıl girişim veya ameliyatla sınırlı değildir. Örneğin, fizik muayene, tanısal testler, tanı koyma ve bunu izleyen bakım da buna dahildir. Kısacası: tedavinin bir parçası olan her tıbbi işlem bunun kapsamına girer.
Hekim şu konularda açıklama yapmalıdır:
-
Tedavinin niteliği ve amacı;
-
Olası riskler ve komplikasyonlar;
-
Başarı veya iyileşme olasılığı;
-
Alternatifler, beklemek veya tedavi etmemek dahil;
-
Tedaviyi reddetmenin sonuçları.
Etkinlik ve bekleme süreleri hakkında bilgi
Tedaviye ilişkin temel bilgilere ek olarak, hekim, önerilen sağlık hizmetinin kanıtlanmış etkinliği konusunda dürüst davranmakla da yükümlüdür. Bu, hekimin bir tedavinin bilimsel olarak desteklenip desteklenmediğini ya da (henüz) yeterince kanıtlanmadığını belirtmesini bekleyebileceğiniz anlamına gelir. Özellikle yeni tedavi yöntemleri, alternatif terapiler veya deneysel bakım söz konusu olduğunda bu konuda net bilgi almanız önemlidir.Ayrıca, tedavi için olası bekleme süreleri hakkında da bilgilendirilmeniz gerekir. Böylece neler bekleyebileceğinizi bilirsiniz ve bunu, tedavi önerisini kabul edip etmeme kararınıza dahil edebilirsiniz.Özetle:
- Bir tedavinin kanıtlanmış bir etkisi var mı? Hekim bunu açıkça belirtmelidir.
- Size ne kadar süre içinde yardımcı olunacak? Bunun hakkında da açıkça bilgilendirilmelisiniz.
Tüm bunlar, hasta olarak net ve eksiksiz bir fikir edinmenizi sağlar; böylece onamınız gerçekten ‘aydınlatılmış’ olur.
Ancak bu bilgiler sağlanıp anlaşıldıktan sonra, onam hukuken geçerli olabilir.
Örtük ve açık onam: ne zaman hangisi geçerlidir?
Tıbbi bir tedaviye onam farklı yollarla verilebilir. Pek çok durumda sözlü veya hatta zımni (örtük) onam yeterlidir. Örneğin, bir aşı için kolunuzu uzatırsanız hekim iğneyi kabul ettiğinizi varsayabilir. Bir kaza sonrası yaranın dikilmesi gibi basit ya da acil işlemlerde de zımni onam çoğu zaman yeterli sayılır.Ancak söz konusu olan daha kapsamlı, daha riskli veya acil olmayan (elektif) bir tedaviyse, hasta olarak açık (eksplisit) onam vermeniz gerekir. Hekim bu durumda yalnızca tüm ilgili bilgileri sağlamakla kalmaz, tıbbi dosyada onam verdiğinizi de kayda geçirir.Kısaca özetlemek gerekirse:
- Zımni onam: basit, rutin veya gerekli acil tedavilerde.
- Açık rıza: ağır, riskli veya planlı tıbbi müdahalelerde, her zaman yazılı ya da sözlü olarak hekim tarafından teyit edilip kayda geçirilir.
Bir hekim açık rıza olmadan ne zaman tedavi uygulayabilir?Hekim tedaviye ancak hasta izin verdiğinde başlayabilir. Yine de bu izin her zaman açıkça ifade edilmek zorunda değildir. Uygulamada, basit ve rutin işlemlerde ya da acil durumlarda, hasta sıklıkla zımni rıza gösterir—örneğin bir enjeksiyon için kolunu uzatması veya kendiliğinden tedavi masasına geçmesi gibi.Kapsamlı tedaviler, riskli girişimler veya planlı ameliyatlarda durum farklıdır. Bu hallerde, hastanın önerilen planı açıkça onaylaması zorunludur. Bu açık rıza hekim tarafından tıbbi dosyada özenle kayıt altına alınır.Böylece, hasta önemli kararlar üzerinde tam denetimi elinde tutar ve öz belirleme hakkı merkeze alınır.
İyi iletişim ve aydınlatılmış onam neden bu kadar önemlidir
Hekim ile hasta arasındaki iyi iletişim, yasal bir yükümlülüğün ötesine geçer; güçlü bir güven ilişkisi için temel oluşturur. Tedavi, risk faktörleri ve seçenekler hakkında açık ve anlaşılır biçimde konuşmak, hastanın ciddiye alındığını ve kendisiyle ilgili süreçlere dahil olduğunu hissetmesini sağlar. Bu güven, hastaların kaygılarını veya kuşkularını daha erken paylaşmalarını sağlamanın yanı sıra, tedaviye uyumu da artırır: insanlar belirli tercihlerin neden yapıldığını anladıklarında önerilere uymaya daha istekli olurlar.Açıklayıcı bir anlatım ve içten ilgiyle yalnızca kurallara uyulmuş olmaz, aynı zamanda karşılıklı saygı da doğar—iyi bakım için bir temel oluşturur.
Klasik modelden ortak karar vermeye
Aydınlatılmış onamla ilgili ek kuralların gelmesiyle vurgu giderek daha çok denilen ortak karar verme, yani ‘ortak karar verme’. Eskiden en iyi görünen şeye çoğu zaman hekim karar verir—ve hasta da o tavsiyeyi takip ederdi—, günümüzde ise hastanın tercihi merkezde yer alır.Ortak karar vermede hekim ve hasta tedaviyle ilgili görüşmeyi birlikte yürütür. Sizin için önemli olanları, örneğin iş, aile veya yaşam kalitesi, belirtirsiniz ve hekim tıbbi seçenekleri artıları ve eksileriyle açıklar. Böylece yalnızca hekimin önerisini takip etmek yerine, kişisel durumunuza ve değerlerinize uyan bir kararı birlikte verirsiniz.Bu yaklaşım, tıbbi seçimlerin yalnızca tıbbi açıdan gerekçeli olmasını değil, aynı zamanda hastanın istek ve beklentileriyle uyumlu olmasını da sağlar.
Aydınlatılmış onamın yasal temeli
Bilgi alma ve rıza hakkı Medeni Kanun’un 7:448. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede, sağlık hizmeti sunucusunun planlanan tedavi ve beklenen sonuçlar veya riskler hakkında hastayı “açık bir şekilde” bilgilendirmesi gerektiği belirtilir.
Ayrıca yasa, bu bilgilerin kayda geçirildiği iyi bir tıbbi dosyayı tutmanın hekim için zorunlu olduğunu belirtir.
Bunun hakkında blog yazımızda daha fazlasını okuyun Tıbbi dosya: erişim, kopya ve düzeltme.
Diğer yasal bilgilendirme yükümlülükleriBuna ek olarak Medeni Kanun doktor için bilgilendirme yükümlülükleri içeren başka yasalar da vardır, örneğin Sağlık Hizmetlerinde Kalite, Şikayetler ve Uyuşmazlıklar Yasası (Wkkgz). Bu yasaya göre, sağlık hizmeti sunucusu (çoğunlukla tedavi eden hekim), hasta talep ettiğinde sunulan hizmet hakkında bilgi vermek zorundadır. Bu yalnızca hizmetin niteliğini değil, aynı zamanda ücretleri, kaliteyi ve diğer hastaların o hizmetle ilgili deneyimlerini de kapsar.Ayrıca, hekimin, sağlık hizmetinin bilimsel olarak kanıtlanmış etkinliğinin bulunup bulunmadığı ve olası bekleme süresi hakkında hastayı bilgilendirme yükümlülüğü vardır. Böylece hasta kapsamlı bir tablo elde eder ve bilinçli bir karar verebilir.
2020’den itibaren bilgilendirme yükümlülüğüne getirilen en yeni eklemeler
1 Ocak 2020’den beri sağlık hizmeti sunucuları için bilgilendirme yükümlülüğü daha da genişletilmiştir. Hekimler ve diğer yardımcı sağlık personeli yalnızca hastaları tedavi ve riskler hakkında zamanında bilgilendirmek zorunda olmakla kalmaz, aynı zamanda artık önerilen tedavi hakkında hasta ile birlikte istişarede bulunmak da yasal olarak zorunludur. Bu süreçte hastanın soru sormaya aktif olarak davet edilmesi gerekir.Ayrıca, sağlık hizmeti sağlayıcısı şunlar gibi ek bilgiler vermelidir:
- Tedaviden vazgeçme seçeneği.
- Diğer sağlık hizmeti sağlayıcıları tarafından gerçekleştirilebilecek alternatif tetkikler veya tedaviler.
- Beklenen süre ve tedavinin ne zaman başlayabileceği.
Bu değişiklikler, hastaya daha fazla etki ve söz hakkı vermeyi, yani bakım hakkında birlikte karar verilmesini amaçlamaktadır. Yani, ağırlık noktası geleneksel ‘doktor önerir’ yaklaşımından ‘birlikte karar verme’ye kaymakta ve hastanın istek ve tercihleri merkezde yer almaktadır.
Ne zaman onam hukuken geçersizdir?
Hasta bilgilendirilmemişse ya da yanlış bilgilendirilmişse, onam hukuken geçerli değildir. Bu durum çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir, örneğin:
-
Hekim tedaviyle ilişkili hangi risklerin bulunduğunu açıklamamıştır;
-
Alternatif tedavilerden bahsedilmemiştir;
-
Komplikasyon olasılığı küçümsenmiştir;
-
Hastaya onay vermesi için baskı yapıldı;
-
Bilgi anlaşılır olmadığı halde onay verildi.
Bir hekim bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiğinde, tedavi hukuka aykırı olarak kabul edilebilir. Bunun sonucunda hasta zarar görürse, şu durum söz konusu olabilir: tıbbi sorumluluk. Bu konuda daha fazlasını blogumuzda Hollanda’da tıbbi sorumluluk: hastaların hakları ve tazminata giden yol.
Delilin önemi: dosyanızda ne var?
Bir sorumluluk davasında tıbbi dosya kritiktir. Orada hangi bilgilerin verildiği, aydınlatılmış onam formunun imzalanıp imzalanmadığı ve hekimle yapılan görüşmelere ait notların bulunup bulunmadığı yer almalıdır.
Onamın kayda geçirilmesi: açık ve zımniBir hekim, hasta buna onay verdikten sonra ancak bir tedaviye başlayabilir. Bu onam farklı şekillerde verilebilir. Bazen örtülü ya da zımni onam söz konusudur—örneğin daha az müdahaleci işlemlerde veya acil bir durumda derhal harekete geçmek gerektiğinde. Ancak söz konusu olan kapsamlı, riskli ya da planlı (elektif) bir tedavi ise, hasta olarak sizin açıkça onay vermeniz gerekir. Böyle bir durumda bu onam ayrıca hekim tarafından dosyaya kaydedilir.
Bu veriler eksikse, ispat yükü çoğu zaman sağlık hizmeti sağlayıcısı üzerinde daha ağırdır.
Dosyayı hastaneden veya tedavi eden hekimden talep edebilirsiniz. Bunu nasıl yapacağınızı adım adım blog yazımızda okuyabilirsiniz Tıbbi dosya: inceleme, kopya ve düzeltme.
Aydınlatılmış onamın ihlalinin sonuçları
Eğer doğru şekilde bilgilendirilmediğiniz ortaya çıkarsa, doktor veya hastane bundan doğan zarardan sorumlu olabilir. Bu, örneğin, doğru bilgi verilmiş olsaydı tedaviye onay vermeyecek olmanızdan ya da daha az riskli bir alternatifi seçmiş olacağınızdan kaynaklanabilir.
Böyle bir durumda bir tazminat talep edilebilir, şu kalemlerden oluşur:
-
Maddi zarar – tıbbi masraflar, gelir kaybı, yol masrafları, ev işleri için yardım;
-
Manevi zarar (manevi tazminat) – ağrı, üzüntü ve yaşam sevincindeki kayıp için tazminat.
Blogumuzda okuyun Manevi tazminatı nasıl hesaplayabilirsiniz? manevi tazminatın miktarının nasıl belirlendiği.
Sık karşılaşılan yanlış anlamalar
-
Bir onam formundaki imza, otomatik olarak aydınlatılmış onam verildiği anlamına gelmez.
-
Sözlü açıklama da zorunludur — yalnızca yazılı bilgi yeterli değildir.
-
Bir riskin bir broşürde yer alması, hekimin bunu bizzat açıklama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
-
Her komplikasyon bir hata değildir; bilgi verme yükümlülüğünün ihlali ve ispatlanabilir zarar bulunmalıdır.
Pratik örnek
Bir hasta, ameliyat öncesinde yalnızca genel riskleri içeren standart bir broşür aldı. İşlem sırasında broşürde yer almayan ve hakkında konuşulmayan bir komplikasyon gelişti. Hasta, doğru bilgilendirme yapılsaydı ameliyata onay vermeyeceğini ileri sürdü. Mahkeme, hastanenin bilgi verme yükümlülüğünü ihlal ettiğine hükmetti ve tazminata karar verdi.
Yeterince bilgilendirilmediğinizi düşünüyorsanız ne yapabilirsiniz?
-
Tıbbi dosyanızı isteyin.
-
Doktorlarla yapılan görüşmelerde söylenenleri not edin.
-
Uzman bir kişisel yaralanma avukatıyla iletişime geçin.
-
Bilgilendirme yükümlülüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesini sağlayın.
Avukatlarımız, haklarınızı güvence altına almanıza ve tazminata giden doğru adımları atmanıza yardımcı olur.
Neden Arslan Advocaten?
Arslan Avukatları’nda düzenli olarak bilgilendirme yükümlülüğünün ihlal edildiği davaları ele alıyoruz. Bağımsız tıbbi danışmanlarla birlikte çalışıyoruz ve dosyanızın eksiksiz şekilde oluşturulmasını sağlıyoruz. Hizmetlerimiz mağdurlar için ücretsizdir; çünkü masrafları sorumlu taraftan tahsil ediyoruz.
Böylece hak ettiğiniz şeyi alacağınızdan emin olursunuz — herhangi bir finansal risk olmadan.





