Boşanma durumunda eşlerin ortak evi nasıl paylaştırılır?

6 Ekim 2024
Picture of Arslan Advocaten

Arslan Advocaten

Hızlı yardıma mı ihtiyacınız var?

Bir şube seçin

Boşanma durumunda eşlerin ortak evi nasıl paylaştırılır?

Boşanma veya çocuklarınızla ilgili anlaşmazlık mı?

Hollanda’da boşanma için avukat zorunludur. Reşit olmayan çocuk varsa ebeveynlik planı da gerekir.

  • Velayet, çocuğun oturduğu yer ve görüşme hakkı üç ayrı konudur.
  • Önce anlaşmayı deneriz. Mahkeme ilk adım değil, son adımdır.
  • Arayın veya durumunuzu yazın, sizi neyin beklediğini anlatalım.

Bel 070 450 0300Stuur uw stukken op

Het eerste gesprek is kosteloos en vertrouwelijk. Zes vestigingen in Nederland. Wij spreken ook Turks, Pools en Engels.

Gülcan Alkilic tarafından yazılmıştır, Arslan Advocaten avukatı. Hollanda Barosu hukuk alanları sicilinde kişiler ve aile hukuku alanında kayıtlıdır. Son güncelleme: 1 Eylül 2026.

Bu sayfa Hollanda hukukunu anlatır, Türkiye'deki boşanma kurallarını değil. Hollandaca hukuki terimleri ilk geçtikleri yerde parantez içinde yazdık: bankadan, noterden ve mahkemeden gelen mektuplarda tam olarak o kelimeleri göreceksiniz.

Boşanmada ortak ev nasıl paylaşılır?

Kural olarak üç sonuç mümkündür: ev eşlerden birine kalır ve o kişi diğerine artı değerin (overwaarde) payını öder, ev diğer eşe kalır, ya da ev satılır ve satıştan kalan tutar paylaşılır. Sert olan şart şudur: evden ayrılan eşin ipotek borcundaki müteselsil sorumluluktan (hoofdelijke aansprakelijkheid) banka tarafından çıkarılması gerekir. Boşanma dosyalarının en çok tıkandığı nokta burasıdır ve bu hukuki değil, bankacılık kararıdır.

Uygulamada süreç genellikle şu sırayla ilerler:

  1. Değer tespiti. Kural olarak bir ekspertiz (taxatie) yaptırılır, bazen de birlikte seçilen bir emlakçı (makelaar) değer biçer. Hangi tarihteki değerin esas alınacağını (peildatum) yazılı olarak belirleyin; belirlemezseniz aylar sonra bunun tartışması çıkar.
  2. Bakiye hesabı. Değerden ipotek borcu düşülür. Kalan pozitifse artı değer (overwaarde), negatifse eksi değer veya kalan borç (onderwaarde / restschuld) vardır.
  3. Paylaşım. Mal ortaklığı (gemeenschap van goederen) varsa, Medeni Kanun madde 1:100 fıkra 1'e göre eşlerin dağılan ortaklıktaki payları eşittir — evlilik sözleşmesiyle (huwelijkse voorwaarden) veya ortaklığın sona ermesi düşünülerek yapılan yazılı bir anlaşmayla başka türlü kararlaştırılmadıysa.
  4. Tazmin haklarının hesaplanması. Eve kendi kişisel malvarlığınızdan para koyduysanız — miras, bağış, evlilik öncesi birikim — bundan bir tazmin hakkı (vergoedingsrecht) doğabilir. Bu, uygulamada en çok atlanan kalemdir.
  5. Müteselsil sorumluluktan çıkarılma talebi bankaya yapılır. Banka, evde kalacak eşin ipoteği tek başına taşıyıp taşıyamayacağını inceler.
  6. Noterde devir. Tapu devri (levering) noter senediyle yapılır.

Beşinci adım her şeyi belirler. Aranızdaki anlaşma bankayı bağlamaz: siz kendi aranızda "ev bana kaldı, borç benim" deseniz bile, banka sizi sorumluluktan çıkarmadıkça ayrılan eş kredinin tamamından sorumlu kalmaya devam eder. Bu yüzden boşanma protokollerinde (echtscheidingsconvenant) evin devri genellikle bir şarta bağlanır. Rechtbank Den Haag bir kararında evin paylaşımının şartlarını adım adım bir "tarife" (spoorboekje) hâlinde yazmış ve bu şartların içine açıkça ipotekteki müteselsil sorumluluktan çıkarılmayı da koymuştur (ECLI:NL:RBDHA:2024:15979). Rechtbank Limburg'un baktığı bir dosyada ise taraflar evin devrini bankanın diğer eşi sorumluluktan çıkarması şartına — hukuki adıyla geciktirici şarta (opschortende voorwaarde) — bağlamışlardı (ECLI:NL:RBLIM:2024:536). Bu şart gerçekleşmezse, çözüm kural olarak satışa döner.

Bir de sık unutulan ara dönem vardır: karar ile noterdeki devir arasında geçen aylar. Evde kalan eş genellikle diğerine bir kullanım bedeli (gebruiksvergoeding) öder; işleyen faiz, anapara ödemesi ve bakım masrafları da paylaşılmalıdır. Bunları protokolde düzenleyin, sonradan değil.

Mal ortaklığı nedir ve 1 Ocak 2018 tarihi neden önemli?

1 Ocak 2018 tarihinde veya sonrasında evlilik sözleşmesi yapmadan evlendiyseniz sınırlı mal ortaklığı (beperkte gemeenschap van goederen) geçerlidir: her birinizin evlilikten önce sahip olduğu mallar ve evlilik sırasında miras ya da bağış yoluyla edinilenler kural olarak kişisel kalır. Daha önce, sözleşmesiz evlendiyseniz genel mal ortaklığı (algehele gemeenschap) geçerliydi ve o rejimde ev kural olarak ortaktı. Bu tek tarih, birçok dosyada sonucu tamamen değiştirir.

Bugünkü hâliyle Medeni Kanun madde 1:94 fıkra 2, ortaklığın kapsamını şöyle tanımlar: ortaklığın başlangıcından önce eşlere birlikte ait olan bütün mallar ve ortaklığın başlangıcından sona ermesine kadar edinilen diğer bütün mallar ortaklığa girer; ancak "miras, vasiyet, yükleme veya bağış yoluyla edinilen mallar" ile Boşanmada Emeklilik Haklarının Denkleştirilmesi Kanunu'nun (Wet verevening pensioenrechten bij scheiding) kapsamındaki emeklilik hakları bunun dışındadır.

Ev açısından bunun üç somut sonucu vardır:

Durum Kural olarak sonuç Dayanak
Evlilikten önce evi birlikte aldınız Ev sınırlı ortaklığa da girer madde 1:94 fıkra 2 BW
Evlilikten önce evi tek başına aldınız ve 2018'den sonra evlendiniz Ev kural olarak kişisel kalır madde 1:94 fıkra 2 BW
Ev, miras veya bağış parasıyla alındı Kişisel kalabilir; ancak tersi kararlaştırılmışsa değil madde 1:94 fıkra 3 ve 4 BW
2018 öncesi, sözleşmesiz evlendiniz Ev kural olarak ortaktır eski genel mal ortaklığı

Bir uyarı: kişisel olduğunu iddia eden ispatlamak zorundadır. Madde 1:94 fıkra 8, bir malın kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık varsa ve taraflardan hiçbiri hakkını ispat edemiyorsa, o malın "ortaklık malı sayılacağını" söyler. Türkiye'den gelen bir mirası ortak hesaba yatırdıysanız ve para orada diğer paralarla karıştıysa, yıllar sonra bunu geriye doğru izlemek çoğu zaman mümkün olmaz.

Bir başka önemli tarih: ortaklığın sona erme anı, boşanmanın karara bağlandığı gün değildir. Madde 1:99 fıkra 1 bendi b'ye göre ortaklık kendiliğinden "boşanma talebinin sunulduğu anda" (het tijdstip van indiening van het verzoek tot echtscheiding) sona erer. Bu tarihten sonra kazanılan veya satın alınan şeyler ortaklığın dışında kalır.

Örnek olarak. Bir çift 2015 yılında, evlilik sözleşmesi yapmadan evleniyor. Eşlerden biri evlenmeden yıllar önce tek başına bir daire almış. Boşanma gündeme geldiğinde o eş, dairenin "kendisine ait" olduğunu düşünüyor. Ancak evlilik 2018 reformundan önce yapıldığı için o dönemde genel mal ortaklığı geçerliydi ve daire kural olarak ortaklığa girmiş oldu. Aynı çift üç yıl sonra evlenseydi, sınırlı ortaklık geçerli olacak ve daire kural olarak kişisel kalacaktı. Burada belirleyici olan, kimin ödediği değil, hangi tarihte evlenildiğidir. Bu, kuralı açıklamak için verilmiş örnek bir durumdur, büromuzun bir dosyası değildir.

Evlilik sözleşmemiz varsa ev nasıl paylaşılır?

Evlilik sözleşmesi (huwelijkse voorwaarden) varsa mesele paylaşmak değil, sözleşmeyi tasfiye etmektir: belirleyici olan senedin tam olarak ne yazdığı ve bu hükümlerin evlilik boyunca gerçekten uygulanıp uygulanmadığıdır. Bu iki soruya verilen cevaplar, evin kime kalacağından çok daha fazlasını belirler.

Madde 1:115 fıkra 1 BW, evlilik sözleşmesinin geçersizlik yaptırımı altında noter senediyle yapılması gerektiğini söyler. Yani elde yazılmış, imzalanmış bir kâğıt evlilik sözleşmesi değildir. Sözleşmeniz varsa, noterde düzenlenmiş bir senet vardır ve o senedin bir örneği notere aittir.

Klasik tuzak, dönemsel denkleştirme kaydıdır (periodiek verrekenbeding): her yıl artan geliri paylaşma taahhüdü. Bu kayıt sözleşmelerin çoğunda vardır ve uygulamada neredeyse hiç uygulanmaz. Madde 1:141 fıkra 3 BW bunun sonucunu açıkça düzenler: evliliğin sonunda dönemsel denkleştirme borcu yerine getirilmemişse, "o anda mevcut olan malvarlığının denkleştirilmesi gereken şeylerden oluştuğu karine olarak kabul edilir", dürüstlük ve iyi niyet kuralları aksini gerektirmedikçe. Pratik anlamı şudur: yıllarca ayrı hesaplarla yaşamış olsanız bile, denkleştirme yapılmadıysa mevcut malvarlığı — evdeki artı değer dâhil — paylaşıma tabi sayılabilir. Aksini iddia eden ispatlamak zorundadır.

Madde 1:141 fıkra 1 ise ödenmemiş denkleştirme borcunun ayakta kaldığını ve yatırım ile yeniden yatırım yoluyla oluşan bakiyeye ve onun gelirlerine kadar uzandığını söyler: ev denkleştirilmemiş gelirle alındıysa, evin bugünkü değeri de hesabın içine girebilir. Sonuç olarak evlilik sözleşmesini, anlaşma yapmadan önce okutun; sözleşmenin varlığı tek başına "her şey ayrı" anlamına gelmez.

Boşanma davası sürerken evde kim kalabilir?

Dava sürerken hâkim, geçici tedbir (voorlopige voorziening) olarak eşlerden birinin evi münhasıran kullanmaya yetkili olduğuna karar verebilir ve diğer eşe evi terk etmesini emredebilir. Bunun dayanağı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (Rv) madde 822 fıkra 1 bendi a'dır. Bu karar mülkiyeti değiştirmez; sadece kimin nerede oturacağını dava süresince düzenler.

Kanun metni açıktır: hâkim dava süresince "eşlerden birinin evlilik konutunu münhasıran kullanmaya yetkili olacağına, diğer eşin bu konutu terk etmesi ve bir daha girmemesi emriyle" karar verebilir. Aynı madde ayrıca çocukların nerede kalacağı, günlük kullanım eşyalarının kime bırakılacağı ve nafaka gibi konuları da dava süresince düzenlemeye izin verir.

Bunun bir düzen tedbiri olduğunu bilmek önemlidir. Rechtbank Amsterdam bir kararında bunu şöyle ifade etmiştir: geçici tedbir geçici nitelikte bir düzen tedbiridir, bu nedenle taleplerin esası ancak özet biçimde incelenir (ECLI:NL:RBAMS:2024:7255). Yani burada evin kime ait olduğu değil, kimin bu ara dönemde evde kalmasının daha makul olduğu tartışılır; çocukların günlük düzeni ve tarafların başka bir yerde kalma imkânı gibi somut olgular ağırlık taşır.

Bu tedbir ne kadar sürer? Madde 826 fıkra 1 Rv'ye göre geçici tedbirler, boşanma kararının nüfus siciline tescil edilmesiyle (inschrijving) hükmünü kaybeder. Ancak aynı maddede önemli bir istisna vardır: evin münhasır kullanımına ilişkin tedbir, kira hakkına ilişkin bir talep varsa (madde 7:266 fıkra 5 BW), o talep hakkındaki karar kesinleşene kadar yürürlükte kalır.

Önemli bir uyarı: evi terk etmeniz, ev üzerindeki haklarınızdan vazgeçtiğiniz anlamına gelmez. Mülkiyet, artı değerdeki payınız ve tazmin haklarınız paylaşım aşamasında ayrıca ele alınır. Kirada oturuyorsanız durum daha da nettir: madde 7:266 fıkra 4 BW, bu tür bir kararla veya boşanma talebiyle bağlantılı karşılıklı bir anlaşmayla evi kullanmayan eşin, bu madde bakımından asıl ikametgâhının değişmediğini açıkça söyler.

Boşanma kesinleştikten sonra evde kalma hakkım var mı?

Boşanma kararının tescilinden sonra hâkim, o sırada evde oturan eşin, evi ve ev eşyalarını makul bir bedel karşılığında altı ay boyunca kullanmaya devam edebileceğine karar verebilir. Dayanak Medeni Kanun madde 1:165 fıkra 1'dir. Bu bir köprü çözümdür; kalıcı bir hak değildir.

Kanun metni şunu söyler: hâkim, boşanma kararında veya sonraki bir kararda, tescil anında diğer eşe ait olan veya kullanımı ona ait olan bir konutta oturan eşin, "kararın tescilinden sonra altı ay boyunca konutu ve eve ve ev eşyalarına ait şeyleri makul bir bedel karşılığında kullanmaya devam etmeye yetkili olduğuna" karar verebilir. Bu, ek talep (nevenvoorziening) olarak istenir; madde 827 fıkra 1 bendi d Rv bunu açıkça sayar.

Altı ay, başka bir ev bulmak, çocukların okul yılını tamamlamak veya satışı organize etmek içindir; süre sonunda hak kendiliğinden sona erer. "Makul bedel" ise ücretsiz oturma olmadığını gösterir.

Bunun yanında, ev ortaksa daha genel bir kural devreye girer. Medeni Kanun madde 3:169'a göre her paydaş (deelgenoot), diğer paydaşların hakkıyla bağdaştığı sürece ortak malı kullanmaya yetkilidir. Evde tek başına oturan eş, diğerini fiilen kullanımdan yoksun bırakır; bu nedenle mahkemeler bu durumda bir kullanım bedeline (gebruiksvergoeding) hükmedebilir. Gerechtshof Arnhem-Leeuwarden bir kararında tam olarak bu çerçeveyi kurmuş, geçici tedbirle evi münhasıran kullanan eş bakımından madde 3:169 BW'yi başlangıç noktası olarak almıştır (ECLI:NL:GHARL:2014:8810). Buna paralel olarak madde 3:172 BW, paydaşların ortak maldan doğan giderlere payları oranında katılmalarını öngörür — faiz, sigorta ve bakım gibi kalemler bu yüzden tartışma konusu olur.

Evin artı değeri (overwaarde) nasıl paylaşılır?

Artı değer, evin değerinden ipotek borcu düşüldükten sonra kalan tutardır ve mal ortaklığı varsa kural olarak eşit paylaşılır; ancak eve konulan kişisel para, ödenmemiş denkleştirme borçları ve ara dönem giderleri bu eşit paylaşımı meşru biçimde değiştirebilir. Yani "yarı yarıya" doğru başlangıç noktasıdır, ama çoğu zaman son cevap değildir.

Eşit paylaşımın dayanağı madde 1:100 fıkra 1 BW'dir: eşlerin dağılan ortaklıkta "eşit payı" vardır. Bu kuraldan sapma ancak evlilik sözleşmesiyle veya ortaklığın sona ermesi düşünülerek yapılan yazılı bir anlaşmayla mümkündür.

Eşit paylaşımı gerçekte kaydıran kalemler şunlardır:

Kalem Ne yapar Dayanak
Kişisel maldan yapılan ödeme Ödeyen eşe tazmin hakkı doğurabilir madde 1:95 fıkra 2 BW
Diğer eşin kişisel malına yapılan ödeme Tazmin borcu doğurur madde 1:87 BW
Ödenmemiş dönemsel denkleştirme Mevcut malvarlığı denkleştirmeye tabi sayılabilir madde 1:141 fıkra 3 BW
Ara dönem giderleri Paylar oranında bölüşülür madde 3:172 BW
Tek taraflı kullanım Kullanım bedeli doğurabilir madde 3:169 BW
Ortaklığın zarara uğratılması Zararın tazmini istenebilir madde 1:164 BW

Tazmin haklarının nasıl hesaplandığı teknik ama önemlidir. Madde 1:87 fıkra 2 BW, tazminin ödeme anındaki değerin bir oranı olduğunu söyler: bir mal diğer eşin malvarlığından karşılanarak edinilmişse, tazmin o malvarlığından gelen payın karşı edimdeki oranına göre hesaplanır; bir borç ödenmiş veya kapatılmışsa, ödenen tutarın o andaki mal değerine oranına göre hesaplanır. Bunun pratik sonucu şudur: ev değer kazandıysa, koyduğunuz paranın nominal tutarını değil, o paranın karşılık geldiği oranı geri alırsınız. Ev değer kaybettiyse aynı mantık aleyhinize işler.

Bir istisna vardır: madde 1:87 fıkra 3 bendi a'ya göre, diğer eşin malvarlığı onun rızası olmadan kullanılmışsa, tazmin en az nominal tutar kadardır.

Bu nedenle şu belgeleri saklamak para değerindedir: alım sözleşmesi, noter hesap dökümü (nota van afrekening), miras veya bağışın hesabınıza girdiğini gösteren banka kaydı ve büyük yenilemelerin faturaları.

Örnek olarak. Bir eş, evin alınması sırasında kendi ailesinden gelen bir mirası peşinat olarak kullanıyor. Para, ortak hesaba hiç uğramadan doğrudan notere gidiyor ve noter hesap dökümünde de böyle görünüyor. Yıllar sonra boşanma gündeme geldiğinde ev değer kazanmış durumda. Bu eş kural olarak yalnızca yatırdığı meblağı değil, o meblağın evin bedeline oranına karşılık gelen payı talep edebilir. Aynı para ortak hesapta bir süre bekletilip oradan ödenseydi, kaynağını ispat etmek çok daha zor olurdu. Belirleyici olan hakkaniyet duygusu değil, izlenebilir bir para akışıdır. Bu, kuralı açıklamak için verilmiş örnek bir durumdur, büromuzun bir dosyası değildir.

Ev borçtan az ediyorsa ne olur? (onderwaarde)

Ev, ipotek borcundan daha az ediyorsa ortada paylaşılacak bir artı değer değil, paylaşılacak bir borç vardır: mal ortaklığında bu kalan borç da kural olarak eşit taşınır. Bu, boşanmanın en tatsız ama en çok görmezden gelinen ihtimalidir.

Mal ortaklığı hem aktifi hem pasifi kapsar. Madde 1:94 fıkra 7 BW, ortaklığın "yükleri bakımından" evlilik sırasında doğan borçları da içine aldığını söyler. Madde 1:100 fıkra 1'deki eşit pay kuralı da bu borçlar için işler. Buna ek olarak madde 1:100 fıkra 2, ortaklığın mallarının borçları karşılamaya yetmediği durumu ayrıca ele alır.

Uygulamada gerçek sorun şudur: banka aranızdaki paylaşımı tanımaz. Kredi sözleşmesi ikinizin de imzasını taşıyorsa, banka açısından ikiniz de borcun tamamından sorumlusunuz. "Yarısı benim" demek bankaya karşı bir savunma değildir. Bu yüzden kalan borç olan dosyalarda genellikle iki soru aynı anda çözülmelidir: kalan borcun aranızda nasıl bölüneceği ve bankanın buna razı olup olmayacağı.

Kalan borç durumunda pratikte görülen yollar:

  • Evi elde tutmak. Bir eşin evde kalıp ipoteği taşıması. Ancak bu, ayrılan eşi sorumluluktan çıkarmaz — bunun için yine bankanın onayı gerekir.
  • Satış ve kalan borcun bölüşülmesi. Satıştan sonra kalan borç ortak bir borç olarak devam eder ve bir ödeme planına bağlanır.
  • Ulusal İpotek Garantisi. İpoteğiniz Nationale Hypotheek Garantie (NHG) kapsamındaysa, belirli koşullarda kalan borç için bir çözüm mekanizması olabilir; koşulları garantiyi veren kuruluş belirler, kendi dosyanızda geçerli olup olmadığını kontrol ettirin.

Kalan borcun ödeme yükümlülüğünü protokolde net yazın: kim ne kadar ödeyecek, hangi tarihe kadar ve ödenmezse ne olacak.

İpotekteki müteselsil sorumluluktan nasıl çıkarım? Banka bunu kabul etmek zorunda mı?

Hayır, banka bunu kabul etmek zorunda değildir. Müteselsil sorumluluktan çıkarılma (ontslag uit de hoofdelijke aansprakelijkheid) bankanın takdirindedir ve banka, evde kalacak eşin krediyi tek başına taşıyabildiğine kanaat getirmezse talebi reddedebilir. Bu, boşanma dosyalarında insanların en çok şaşırdığı noktadır: mahkeme kararı bile bankayı zorlamaz.

Sebebi hukuken basittir. Kredi sözleşmesi sizinle banka arasındadır. Siz eşinizle evin kime kalacağını kararlaştırabilirsiniz, ama bankanın alacaklı olarak borçlulardan birini serbest bırakması ancak bankanın rızasıyla olur. Banka bu değerlendirmeyi kendi kabul kriterleri ve gelir testleriyle yapar.

Bu, mahkemenin elini de bağlar. Gerechtshof 's-Hertogenbosch'un baktığı bir dosyada, evi devralacak eşin diğerini sorumluluktan çıkaramayacağı açıkça tartışılmış ve bu gerçek, evin kime tahsis edileceği kararında ağırlık taşımıştır (ECLI:NL:GHSHE:2025:2286). Gerechtshof Arnhem-Leeuwarden'in baktığı bir başka dosyada taraf, evi devralamaması ihtimaline karşı ikincil bir talep sunmak zorunda kalmıştır (ECLI:NL:GHARL:2017:11089). "Banka razı olmazsa ne olacak?" sorusu, protokolde önceden cevaplanması gereken bir sorudur.

Pratikte bankanın baktığı noktalar: kredinin tek maaşla taşınıp taşınamayacağı, iş sözleşmesinin türü (belirsiz süreli, geçici veya serbest meslek), alınan ve ödenen nafaka, diğer borçlar ve BKR kaydı, evin güncel değeri ve devralma için gereken ek kredi tutarı.

Talep reddedilirse seçenekler sınırlıdır: geliri artırmak veya ikinci bir borçlu eklemek, daha az tutar devralmak, farklı bir kreditöre başvurmak veya evi satmak. Bu yüzden protokolde her zaman bir yedek senaryo yazın: "banka X tarihine kadar sorumluluktan çıkarmayı onaylamazsa, ev satışa çıkarılır ve satış şu şekilde yürütülür." Bu tek cümle, sonradan açılacak bir davayı önleyebilir.

Noterin bu işteki rolü nedir?

Noter (notaris) boşanmayı gerçekleştirmez; boşanmanın mülkiyet tarafını hukuken geçerli hâle getirir. Bir taşınmazın paylaşımı ve devri kural olarak noter senediyle yapılır ve tapu siciline tescil edilir. Boşanma kararını veren mahkemedir, ama evi gerçekten devreden noterdir.

Noterin somut işlevleri şunlardır:

  • Paylaşım ve devir senedi (akte van verdeling) düzenlemek: evin bir eşe geçmesini sağlayan resmi belge budur.
  • Tapuya tescil: senet Kadastro'ya (Kadaster) kaydedilir; kaydolmadan devir tamamlanmış sayılmaz.
  • İpotek işlemleri: mevcut ipoteğin kaldırılması (doorhaling) veya yeni ipoteğin kurulması noterde olur.
  • Hesaplaşma: ödenecek denkleştirme tutarı noter hesabı üzerinden geçer.
  • Evlilik sözleşmesi: madde 1:115 fıkra 1 BW gereği bu sözleşme zaten noter senediyle yapılmıştır ve tasfiye o senedin metnine göre yürür.

Noter tarafsızdır: ikinizin de menfaatini gözetmek zorundadır, sizin adınıza pazarlık yapmaz ve menfaatleriniz çatıştığında size hukuki strateji vermesi beklenemez. Noter belgeyi geçerli kılar; avukat içeriğin sizin lehinize olup olmadığına bakar.

Noterde imza atmadan önce şunların hazır olması gerekir: değer tespiti, denkleştirme tutarının hesabı, bankanın sorumluluktan çıkarma onayı ve varsa yeni kredi kararı.

Eşim iş birliği yapmıyorsa ne yapabilirim?

Eşiniz paylaşıma katılmayı reddederse çaresiz değilsiniz: her paydaş her zaman paylaşımı talep edebilir, hâkim paylaşımın nasıl yapılacağını belirleyebilir veya paylaşımı kendisi tespit edebilir, ve gerektiğinde mahkeme kararı reddedilen imzanın yerine geçebilir. Bu, boşanma dosyalarında en sık sorulan ve en çok yanlış bilinen konudur.

Zincir dört maddeden oluşur:

1. Paylaşımı talep etme hakkı — madde 3:178 fıkra 1 BW. "Paydaşlardan her biri, ayrıca bir pay üzerinde sınırlı hakkı olan kişi, ortak bir malın paylaşılmasını her zaman talep edebilir", ortaklığın niteliğinden veya sonraki fıkralardan aksi çıkmadıkça. Yani karşı tarafın rıza göstermesi gerekmez. (Aynı maddenin 3. fıkrası, acil paylaşımdan zarar görecek menfaatler paylaşımın sağladığı menfaatlerden belirgin biçimde büyükse, hâkimin paylaşım talebini her seferinde en fazla üç yıl için erteleyebileceğini söyler — yani mutlak bir hak da değildir.)

2. Hâkimin paylaşımı belirlemesi — madde 3:185 BW. Taraflar anlaşamıyorsa, "en gayretli tarafın" talebi üzerine hâkim paylaşımın yapılış biçimini emreder veya paylaşımı kendisi tespit eder; bunu yaparken hakkaniyete uygun olarak hem tarafların hem de kamunun menfaatini gözetir. Kanun üç paylaşım biçimini sayar: malın bir kısmının her bir paydaşa tahsisi, bir paydaşa fazla tahsis edilip artı değerin ödenmesi (overbedeling), veya malın hâkimin belirlediği şekilde satılıp net gelirin paylaşılması. Gerechtshof Arnhem-Leeuwarden bu ayrımı açıkça yapmıştır: hâkim paylaşımın nasıl yapılacağını emrettiğinde paylaşımı bizzat kendisi yapmaz, kurallarını koyar (ECLI:NL:GHARL:2021:1936).

3. Kararın imza yerine geçmesi — madde 3:300 BW. Bir kimse başkasına karşı bir hukuki işlem yapmakla yükümlüyse, işlemin niteliği engel oluşturmadıkça hâkim, "kararının, o işlemi yapmakla yükümlü kişinin kanuni şekilde düzenlenmiş bir senedi ile aynı güce sahip olacağına" karar verebilir; ya da işlemi yapacak bir temsilci atayabilir. İkinci fıkra, davalının davacıyla birlikte bir senet düzenlemekle yükümlü olduğu hâlde kararın senedin yerine geçeceğini söyler. Rotterdam mahkemesi önündeki bir dosyada, evin satışına ilişkin belgeleri imzalama ve noterde devre katılma yükümlülüğüne bağlı olarak kararın imzanın yerine geçmesi istenmiştir (ECLI:NL:RBROT:2026:861); aynı mahkeme başka bir dosyada bir eşin, payını devretmek için paylaşım senedinin düzenlenmesine katılmak zorunda olduğuna hükmetmiştir (ECLI:NL:RBROT:2022:8445).

4. Tarafsız temsilci — madde 3:181 BW. Paylaşım mahkeme kararıyla emredildikten sonra hâlâ katılmayanlar varsa, ilk derecede paylaşım davasına bakan hâkim, en gayretli tarafın talebi üzerine onları paylaşımda temsil edecek bir tarafsız kişi (onzijdig persoon) atar ve bu kişi onların menfaatlerini kendi en iyi kanaatine göre gözetir. Menfaatleri çatışan birden fazla kişi varsa her biri için ayrı bir tarafsız kişi atanır. Eşinizin nerede olduğu bilinmiyorsa bu yol özellikle önemlidir.

Buna iki ek koruma daha eklenir.

Konutun izinsiz satılamaması — madde 1:88 fıkra 1 bendi a BW. Eşlerin birlikte veya diğer eş tarafından tek başına oturulan konutun devrine, üzerinde hak kurulmasına, kullanıma bırakılmasına veya kullanımın sona erdirilmesine yönelik sözleşmeler için diğer eşin rızası gerekir. Yani eşiniz evi sizin arkanızdan satamaz.

Ortaklığın zarara uğratılması — madde 1:164 BW. Eşlerden biri, dava başladıktan sonra veya davadan önceki altı ay içinde hafifçe borç yaparak, ortaklık mallarını israf ederek veya madde 1:88'deki işlemleri gerekli rıza olmadan yaparak ortaklığı zarara uğratmışsa, boşanma kararının tescilinden sonra bu zararı ortaklığa tazmin etmekle yükümlüdür. Bu talebin de bir süresi vardır: fıkra 2'ye göre dava, tescilden itibaren üç yıldan sonra açılamaz.

Örnek olarak. Bir eş, boşanma sürecinde eve girmeyi reddediyor, telefonlara çıkmıyor ve noterden gelen randevu davetlerini cevapsız bırakıyor. Diğer eş bankadan sorumluluktan çıkarma onayını almış durumda, ama devir bir imza yüzünden yapılamıyor. Bu durumda mahkemeden hem paylaşımın yapılış biçiminin belirlenmesi hem de kararın eksik imzanın yerine geçmesi talep edilebilir; hâlâ katılım olmazsa paylaşımda tarafsız bir temsilci atanması istenebilir. Yani bir tarafın sessiz kalması, dosyayı süresiz olarak kilitlemeye yetmez. Bu, kuralı açıklamak için verilmiş örnek bir durumdur, büromuzun bir dosyası değildir.

Kira evinde oturuyoruz: boşanmada evde kim kalır?

Evlisiniz veya kayıtlı birlikteliğiniz varsa, kira sözleşmesi yalnızca birinizin adına olsa bile diğeriniz kanunen ortak kiracıdır (medehuurder); boşanmada hâkim, eşlerden hangisinin kiracı olacağına karar verebilir. Dayanaklar Medeni Kanun madde 7:266 fıkra 1 ve fıkra 5'tir.

Madde 7:266 fıkra 1 nettir: kiracının eşi veya kayıtlı partneri, konut ona asıl ikametgâh teşkil ettiği sürece kanunen ortak kiracıdır — kira sözleşmesinin evlilikten önce mi sonra mı yapıldığına bakılmaksızın. Yani sözleşmede adınızın yazmaması, kiracı olmadığınız anlamına gelmez.

Bunun ikinci yüzü de vardır. Fıkra 2'ye göre kiracı ve ortak kiracı, kira sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden verhuurder'e (kiraya veren) karşı müteselsilen sorumludur. Kira hakkı bir kişiye tahsis edilmezse, evden ayrılsanız bile kiradan sorumlu kalırsınız.

Fıkra 5, çözümü verir: boşanma veya ayrılık hâlinde hâkim, eşlerden birinin talebi üzerine eşlerden hangisinin kiracı olacağına karar verebilir; kiranın bu kişiyle başlayacağı günü de belirler ve aynı gün diğer eşle kira sona erer. Bu, boşanma davasında ek talep olarak istenir; madde 827 fıkra 1 bendi f Rv bunu açıkça sayar.

Hâkim bu kararı nasıl verir? Bir menfaat tartısıyla. Gerechtshof Arnhem-Leeuwarden, madde 7:266 fıkra 5 uyarınca kira hakkının bir eşe tahsisi için hâkimin bir menfaat dengelemesi yapması gerektiğini açıkça belirtmiştir (ECLI:NL:GHARL:2023:10237). Gerechtshof Amsterdam da aynı çerçeveyi kullanmıştır (ECLI:NL:GHAMS:2024:455). Uygulamada tartılan olgular: çocukların asıl ikametgâhının nerede olacağı, tarafların alternatif konut bulma imkânı, gelir durumu, sağlık ve konuta bağlı özel ihtiyaçlar.

Durum Kural olarak sonuç
Sözleşme tek eşin adına, evlisiniz Diğer eş kanunen ortak kiracıdır (7:266/1)
Boşanmada talep edilmedi İkiniz de kiradan sorumlu kalabilirsiniz (7:266/2)
Boşanmada talep edildi Hâkim kiracıyı ve başlangıç gününü belirler (7:266/5)
Dava sürerken evden çıktınız Asıl ikametgâh bu madde bakımından değişmez (7:266/4)
Evli değilsiniz, birlikte yaşıyorsunuz Ortak kiracılık kendiliğinden doğmaz; ayrı bir usul vardır (7:267)

Son satır önemlidir. Evli değilseniz veya kayıtlı birlikteliğiniz yoksa, ortak kiracılık kendiliğinden doğmaz. Madde 7:267 BW, birlikte yaşayan kişi için ortak kiracı olmaya yönelik ayrı bir usul öngörür. Bu adımı zamanında atmamış olan çok sayıda kişi, ayrılık anında hukuken hiçbir hakkı olmadığını fark eder.

Vergi tarafı ana hatlarıyla: nelere dikkat etmeliyim?

Ortak evin paylaşımı kural olarak devir vergisine (overdrachtsbelasting) tabi değildir, ancak evden ayrılan eşin ipotek faizi indiriminden (hypotheekrenteaftrek) yararlanma süresi sınırlıdır: kanun burada en fazla iki yıllık bir süre öngörür. Bu sayfada rakam vermiyoruz; oranlar ve eşikler her yıl değiştiği için, kendi yılınıza ait güncel bilgiyi Belastingdienst'ten (Hollanda vergi idaresi) veya bir mali danışmandan almanız gerekir.

Devir vergisi. Devir Vergisi Kanunu (Wet op belastingen van rechtsverkeer) madde 3 fıkra 1 bendi b, "bir evlilik ortaklığının veya bir terekenin paylaşımı" yoluyla — devralanın külli halef sıfatıyla hak sahibi olduğu ölçüde — gerçekleşen edinimin edinim sayılmayacağını söyler. Bunun pratik anlamı: mal ortaklığındaki evin boşanmada eşlerden birine geçmesi bu madde kapsamında devir vergisi doğurmaz. Evlilik sözleşmesiyle evlendiyseniz ve ev bir eşin kişisel malıysa, durum farklı olabilir; bunu önceden kontrol ettirin.

İpotek faizi indirimi ve "boşanma düzenlemesi". Gelir Vergisi Kanunu 2001 (Wet inkomstenbelasting 2001) madde 3.111 fıkra 4, evden ayrılan eş için özel bir kural getirir: bir konut, kişiye artık geçici olmaktan öte asıl ikametgâh olarak sunulmadığı andan itibaren en fazla iki yıl süreyle, o dönemde konutun eski partnerine asıl ikametgâh olarak sunulduğunu ispatlaması şartıyla, kendi konutu (eigen woning) sayılmaya devam eder. Aynı fıkra, "eski partner" kavramına sürekli olarak ayrı yaşayan eşi de dâhil eder.

Bu iki yıllık sürenin sonucu somuttur: boşanma yıllarca sürerse ve evden ayrılan eş bu sürede çözüme ulaşamazsa, o eş bakımından konutun vergisel niteliği değişebilir. Bu, boşanma müzakerelerini hızlandırmak için gerçek bir sebep oluşturur.

Ayrıca dikkat edilmesi gereken diğer noktalar:

  • Mali ortaklık (fiscaal partnerschap) boşanma sürecinde belirli bir anda sona erer; bu, gelir ve varlık kalemlerinin nasıl bölüneceğini etkiler.
  • Toeslagen (kira desteği, sağlık desteği, çocuk bütçesi) hane geliri ve varlığa göre hesaplanır; değişikliği zamanında bildirmezseniz sonradan geri ödeme çıkabilir.
  • Satıştan doğan artı değerin yeniden yatırımı için özel kurallar vardır; yeni bir ev alacaksanız bunu önceden hesaplatın.

Bunlar hukuki değil, mali sorulardır. Protokolü imzalamadan önce bir kez mali danışmana bakılması, sonradan gelen bir vergi mahsuplaşmasından çok daha ucuzdur.

Hollandacam iyi değil: bu süreçte dezavantajlı mıyım?

Dil, dosyanızın esasını değiştirmez ve tercüman kullanmak mümkündür — ama süreler Hollandacayı anlayıp anlamadığınıza bakmaz: mektup yalnızca Hollandaca geldiği için süre durmaz. En büyük risk hukuki değil, pratiktir: anlaşılmayan bir mektubun bir kenara konulması.

Duruşmada tercüman. Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 90 fıkra 2 Rv, duruşma tutanağının en azından hâkimlerin, tarafların, temsilcilerin ve "duruşmada hazır bulunan tanıkların, bilirkişilerin ve tercümanların" adlarını içermesi gerektiğini söyler. Yani kanun, hukuk duruşmalarında tercüman bulunmasını normal bir durum olarak öngörür. Tercüman ihtiyacınızı avukatınıza baştan bildirin; mahkeme organizasyonu buna göre yapılır. (Yeminli tercüman kullanma zorunluluğunu düzenleyen Yeminli Tercümanlar ve Çevirmenler Kanunu madde 28, ceza ve yabancılar hukuku için geçerlidir; aile hukuku dosyaları o maddenin kapsamında değildir.)

Süreler. Bir mahkeme kararına itiraz etmek istiyorsanız süre işlemeye kararın verildiği günden itibaren başlar. Madde 358 fıkra 2 Rv'ye göre, karar talebinde bulunan ve yargılamaya katılmış ilgililer için istinaf süresi üç aydır, kararın verildiği günden itibaren; yargılamaya katılmamış diğer ilgililer için üç ay, tebligattan veya kararı başka bir yolla öğrenmelerinden itibaren işler.

Bu süre serttir: Türkiye'de tatilde olmanız, mektubu geç açmanız veya içeriğini anlamamış olmanız süreyi durdurmaz. İki pratik önlem işe yarar:

  1. Uzun süre yurt dışındaysanız, postanızı açacak birini görevlendirin ve önemli zarfların fotoğrafını size göndermesini isteyin.
  2. Resmî görünen her mektubu geciktirmeden avukatınıza iletin, içeriğini anlamasanız bile. Bir mektubun önemli olup olmadığına karar vermek için Hollandaca bilmeniz gerekmez.

Adli yardım (gefinancierde rechtsbijstand / toevoeging). Geliriniz ve malvarlığınız belirli sınırların altındaysa, Raad voor Rechtsbijstand (Hukuki Yardım Kurulu) tarafından verilen bir toevoeging ile avukat masrafının büyük kısmı devlet tarafından karşılanabilir; siz yalnızca bir katkı payı (eigen bijdrage) ödersiniz. Değerlendirme kural olarak başvurudan iki yıl önceki referans yılına (peiljaar) göre yapılır. Geliriniz o tarihten sonra ciddi biçimde düştüyse — boşanmada bu çok sık olur — daha yakın bir yılın esas alınmasını talep edebilirsiniz (peiljaarverlegging). Ayrıca mahkeme harcı (griffierecht) ödersiniz.

Burada bilerek rakam vermiyoruz: gelir ve varlık sınırları ile katkı payları düzenli olarak güncellenir, ve internette okuduğunuz bir tutar neredeyse her zaman eski bir yıla aittir. Güncel sınırları Raad voor Rechtsbijstand kendisi yayımlar; bir şeye başlamadan önce durumunuzu buna göre kontrol ettirin.

Evi satmaya karar verirsek nelere dikkat etmeliyiz?

Satış kararı verildiğinde asıl risk fiyat değil, karar verme yetkisidir: satış fiyatı, emlakçı seçimi, kabul edilecek en düşük teklif ve masrafların bölüşümü baştan yazılmazsa, süreç her aşamada tıkanabilir. Boşanan çiftlerin evi aylarca satamamasının sebebi çoğu zaman piyasa değil, tek bir eksik anlaşmadır.

Yazılı olarak karara bağlanması gereken noktalar: emlakçının seçimi, ilan fiyatı, kabul edilecek en düşük teklif, belirli sürede satılmazsa fiyatın nasıl düşürüleceği, ev gezme (bezichtiging) düzeni, satışa kadarki giderlerin (faiz, sigorta, bakım) kime ait olduğu, net gelirin bölüşümü ve anlaşmazlık hâlinde izlenecek yol.

Son nokta önemlidir. Madde 3:185 fıkra 2 bendi c BW, hâkimin paylaşım biçimi olarak malın "hâkimin belirlediği bir şekilde satılmasından sonra net gelirin paylaşılmasına" karar verebileceğini açıkça söyler; buna madde 3:300 BW eklendiğinde, imza atmayan tarafın yerine mahkeme kararı geçebilir. Evde oturan eş ev gezmelerini engellerse satış fiilen imkânsız hâle gelir; bu yüzden bezichtiging yükümlülüğünü ve gerekirse bir ceza şartını (dwangsom) protokolde düzenlemek pratik bir önlemdir.

Bu süreçte en sık yapılan hatalar

Boşanmada evle ilgili zararın çoğu karşı taraftan değil, ilk aylarda alınan ve sonradan düzeltilmesi mümkün olmayan kendi kararlarınızdan doğar. En sık gördüklerimiz şunlardır:

  1. Evi bankanın onayı olmadan devretmek. Sorumluluktan çıkarılma alınmadan yapılan bir devir, ayrılan eşi kredinin tamamından sorumlu bırakır.
  2. Değer tespitini gecikmeli yapmak. Hangi tarihteki değerin esas alındığı yazılmazsa, piyasa hareket ettikçe tartışma büyür.
  3. Kişisel parayı ortak hesaptan geçirmek. Miras veya bağış, ortak hesapta karıştıktan sonra izlenemez hâle gelir (madde 1:94 fıkra 8 BW).
  4. Evlilik sözleşmesini okutmadan imza atmak. Uygulanmamış bir dönemsel denkleştirme kaydı bütün paylaşımı değiştirebilir (madde 1:141 fıkra 3 BW).
  5. Kira evinde kira hakkını talep etmemek. Talep edilmezse kiradan müteselsil sorumluluk devam edebilir (madde 7:266 fıkra 2 BW).
  6. Ara dönemi düzenlememek. Kullanım bedeli ve giderlerin bölüşümü sonradan değil, baştan yazılmalıdır.
  7. Süreleri kaçırmak. İtiraz süresi tatilde olmanızı dikkate almaz (madde 358 fıkra 2 Rv).
  8. Yalnızca sözlü anlaşmak. Aile içinde verilen sözler, yıllar sonra ispatlanamaz.
  9. Vergi tarafını en sona bırakmak. İki yıllık kural, uzayan bir boşanmayı pahalı hâle getirebilir (madde 3.111 fıkra 4 Wet IB 2001).
  10. Yedek senaryo yazmamak. Banka onay vermezse ne olacağı protokolde yazmıyorsa, dosya kilitlenir.

Ne zaman avukata ihtiyacım var?

Her dosya avukat gerektirmez, ancak Hollanda'da boşanma talebinin mahkemeye sunulması için bir avukat zorunludur; evle ilgili belirli durumlarda ise uzman desteği ile desteksiz arasındaki fark, yıllarca sürecek sonuçlar doğurur. Boşanma dilekçesi bir avukat tarafından imzalanmak zorundadır; bunu belediyede veya noterde halledemezsiniz.

Aşağıdaki sinyallerden biri varsa, bir kez hukuki görüş almak neredeyse her zaman kendini amorti eder:

Sinyal Neden önemli
Eşiniz iş birliği yapmıyor veya ulaşılamıyor Paylaşım yine de zorlanabilir (3:178, 3:185, 3:300, 3:181 BW)
Banka sorumluluktan çıkarmayı reddetti Yedek senaryonun hukuken kurulması gerekir
Evde kalan borç var Borcun bölüşümü ve bankaya karşı durum ayrı sorunlardır
Eve miras veya bağış parası koydunuz Tazmin hakkı hesabı tekniktir (1:87, 1:95 BW)
Evlilik sözleşmeniz var Denkleştirme kaydı bütün tabloyu değiştirebilir
Kira evinde oturuyorsunuz Kira hakkı talebi boşanma davasında istenmelidir
Türkiye'de de taşınmaz var Hangi mahkeme ve hangi hukuk sorusu ayrıca çözülür
Baskı altında imzalamanız isteniyor Aceleyle imzalanan protokol nadiren geri alınır
Ev satılmıyor ve süreç uzuyor İki yıllık vergi kuralı işlemeye devam eder
Çocukların asıl ikametgâhı tartışmalı Bu, evde kimin kalacağı kararını doğrudan etkiler

Uzman bir aile hukuku avukatının burada kattığı şey çoğu zaman pratiktir: değer tespitinin doğru tarihe oturtulması, bankanın kararının protokole şart olarak yazılması, tazmin haklarının belgelerle kurulması ve taleplerin doğru maddelere dayandırılması. Durumunuzu bize ücretsiz değerlendirtebilirsiniz — bir şey imzalamadan önce.

Bize nasıl ulaşırsınız?

Ortak evinizle ilgili bir sorunuz varsa veya size sunulan bir protokolü imzalamadan önce kontrol ettirmek istiyorsanız, bizi arayın: 070 450 0300. Dilerseniz https://arslan.nl/contact/ adresinden de ulaşabilirsiniz.

Büromuzun Den Haag, Rotterdam, Amsterdam, Utrecht, Tilburg ve Eindhoven'da ofisleri vardır. Kadromuz Türkçe, Lehçe ve İngilizce konuşmaktadır; görüşmenizi kendi dilinizde yapabilirsiniz.

*Ayrıca: boşanma, kira hukuku.*


İlgili Hukuki Hizmetler

Bu mesajı paylaş

Facebook
Twitter
LinkedIn

Kategoriler

Aile Hukuku

yakın zamanda Gönderilenler

Illustratie bij de doorlooptijd van een letselschadezaak

Bir kişisel yaralanma davası neden uzun sürer ve ne yapabilirsiniz?

Bir kişisel yaralanma davası genellikle sorumluluk, tıbbi iyileşme, nedensellik bağı ve gelecekteki zararlar henüz belirlenmediği için uzun sürer. Dosya planlaması, periyodik zarar özetleri, hedeflenen tıbbi sorular, zamanında avanslar ve yazılı karar süreleri ile gecikmeyi sınırlayabilirsiniz. Uzun süren bir kişisel yaralanma davası nedir? Uzun süren bir dava, iyileşme, kanıt veya müzakerelerin henüz sorumlu bir nihai çözüme izin vermediği bir dosyadır. Bir […]

devamını oku »
Illustratie bij afgewezen aansprakelijkheid en letselschade

Sigorta Şirketi Sorumluluğu Reddederse Ne Yapabilirsiniz?

Bir sigorta şirketi sorumluluğu reddettiğinde, bunun kişisel yaralanma taleplerinin çözümü üzerinde büyük sonuçları olabilir. Her zaman tam bir yazılı gerekçe isteyin. Bu şekilde hangi olgusal veya hukuki noktanın tartışıldığı netleşir. Hedefli bir şekilde ek kanıt toplayın ve ilgili süreleri takip edin. Reddetme ne anlama gelir? Bir ret, sorumlu tutulan tarafın veya sigorta şirketinin […]

devamını oku »
Illustratie bij psychisch letsel na een ongeval

Bir kazadan sonra psikolojik yaralanma: tazminatınız ne olacak?

Travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete, depresyon ve diğer psikolojik şikayetler günlük yaşamı, işi ve sosyal ilişkileri derinden etkileyebilir. Bu şikayetler, başka birinin sorumlu olduğu bir kazanın sonucu olduğunda, bir tür bedensel zarar (letselschade) olabilirler. Bunun için gözle görülür bir fiziksel anormallik gerekmez. Psikolojik bedensel zarar nedir? Psikolojik bedensel zarar, zihinsel […]

devamını oku »
Illustratie bij studievertraging door letsel

Yaralanma nedeniyle öğrenim gecikmesi durumunda hangi tazminatı alırsınız?

Bir kaza, tıbbi olay veya suç öğrenimde gecikmeye yol açtığında, bunun bir öğrencinin geleceği üzerinde doğrudan sonuçları olabilir. Kişisel etkinin yanı sıra işgücü piyasasına giriş ertelendiği için maddi zarar da ortaya çıkmaktadır. Bir yıla kadar olan gecikmeler için, 2026 Öğrenim Gecikmesi Yönergesi net standart tutarlarla bir çerçeve sunmaktadır. Ne […]

devamını oku »
Illustratie bij verlies van zelfwerkzaamheid na letsel

Kendi kendine işler yapma yeteneğinin kaybı için hangi tazminatı alırsınız?

Bir kaza sonucu yaralanırsanız, konutunuz çevresindeki işleri yapmada kısıtlanabilirsiniz. Yaralanmanız nedeniyle tamirat, boya veya bahçe işleri yapmada daha mı güçlük çekiyorsunuz? O halde kendi kendine çalışma kaybı için tazminat almaya hak kazanabilirsiniz. Kendi kendine çalışma kaybı nedir? Kendi kendine çalışma, özel alanda kendi onarımlarınızı yapabilme yeteneğidir, […]

devamını oku »
Illustratie bij inkomensschade van een ondernemer of zzp’er

Bir girişimci veya serbest meslek sahibi yaralanma sonrası gelir kaybını nasıl talep eder?

Bir girişimci veya serbest meslek sahibi (zzp’er), yaralanma sonrasında kaza olmasaydı muhtemelen elde edilecek olan kârı kaçırabilir. Ciro kaybı burada sadece bir göstergedir: tasarruf edilen maliyetler, ikame maliyetleri, mevsimsellik, büyüme ve kalan iş gücü de hesaba katılır. İkna edici bir talep, tıbbi kısıtlamaları şirket verileri ve kaza dışı gerçekçi bir senaryo ile birleştirir. Girişimciler için gelir kaybı ne anlama gelir? Girişimci zararı […]

devamını oku »

Popüler Etiketler

Amsterdam Hukuk Bürosu

Hızlı yardıma mı ihtiyacınız var?

Bir şube seçin

Bel 070 450 0300 Stuur uw stukken