Tıbbi hatalarda zamanaşımı konusunda ısrarlı tek bir yanlış anlama dolaşıyor: her zaman yirmi yıllık kesin bir sınırın geçerli olduğu ve bundan sonra hakkınızın ne olursa olsun ortadan kalktığı. Bedensel zarar bakımından bu, 1 Şubat 2004’ten beri doğru değil.
Davanıza hangi sürenin uygulanacağı, durumunuzun girdiği kategoriye bağlıdır. Bu kategoriler aşağıda yer alıyor; ardından kesmeye ilişkin kurallar ve bir zaman çizgisi geliyor.
Hangi süre uygulanır?
| Durumunuz | Süre | Hukuki dayanak |
|---|---|---|
| Yaralanma ya da ölümden doğan zarar, olay 1 Şubat 2004’te veya sonrasında | Hem zararı hem sorumlu kişiyi öğrendiğiniz günü izleyen günden itibaren beş yıl. Yirmi yıllık kesin süre yok | Hollanda Medeni Kanunu madde 3:310/5 |
| Yaralanma ya da ölümden doğan zarar, olay 1 Şubat 2004’ten önce | Öğrenmeden sonra beş yıl ve her hâlde olaydan sonra yirmi yıl | Medeni Kanun madde 3:310/1, Yeni Medeni Kanun Geçiş Kanunu madde 119c aracılığıyla |
| Zarar ve sorumlu öğrenildiğinde zarar gören küçüktü | Zarar görenin erginliğe ulaştığı günü izleyen günden itibaren beş yıl | Medeni Kanun madde 3:310/5, ikinci cümle |
| Yaralanma ya da ölümden başka bir zarar (örneğin yalnızca eşya zararı) | Öğrenmeden sonra beş yıl ve her hâlde olaydan sonra yirmi yıl | Medeni Kanun madde 3:310/1 |
| Olay Hollanda hukukuna göre bir suç oluşturuyor | Faile karşı talep, ceza davası açma hakkı düşmediği sürece zamanaşımına uğramaz | Medeni Kanun madde 3:310/4 |
Özü. Yaralanma ya da ölümde 1 Şubat 2004’ten beri yalnızca beş yıllık öznel süre geçerlidir. Bir hatanın şikâyetlerinize yol açtığını ancak otuz yıl sonra keşfederseniz, talebiniz kendiliğinden zamanaşımına uğramış olmaz: saat ancak öğrenme anında işlemeye başlar. Bu tarihten önceki olaylar için yirmi yıllık süre geçerli kalır; çünkü Medeni Kanun’un 3:310/5 maddesi onlara uygulanmaz.
Bu nedenle her zaman önce şunu saptayın: yaralanma ya da ölüm var mı ve olay ne zaman gerçekleşti? Bu iki soru kategorinizi belirler.
Şu geçiş hukuku hakkında. 5. fıkra, Bedensel Zararda Zamanaşımı Kanunu ile eklendi (Stb. 2003, 495). Geçiş hukuku Yeni Medeni Kanun Geçiş Kanunu madde 119c‘de yer alır ve tereddüde yer bırakmaz: “3. Kitabın 310. maddesinin 5. fıkrası, 1 Şubat 2004’ten itibaren gerçekleşmiş zarara yol açan olaylara uygulanır.” Yani belirleyici olan zarara yol açan olayın tarihidir; zararı keşfettiğiniz tarih değil, talebinizi ileri sürdüğünüz tarih de değil. Tedavi ya da girişim 1 Şubat 2004’te veya sonrasında gerçekleştiyse, yalnızca öğrenmeden sonraki beş yıllık süre geçerlidir. Ondan önce gerçekleştiyse, hatayı ne kadar geç keşfederseniz keşfedin, 1. fıkradaki yirmi yıllık kesin süre olduğu gibi geçerli kalır.
Süre ne zaman işlemeye başlar?
Beş yıllık süre, iki şeyi aynı anda öğrendiğiniz günü izleyen günde başlar:
- Zarar. Her şikâyet hukuki anlamda zarar değildir. Önemli olan, bir başkasının sorumlu olabileceği bir zararı fiilen öğrenmiş olmanızdır.
- Sorumlu kişi. Bir zarar bulunduğunu biliyor ama bundan kimin sorumlu olduğunu bilmiyorsanız, bu koşul henüz karşılanmamıştır.
İkisinden biri eksik olduğu sürece süre işlemeye başlamamıştır. İçtihat bu bağlamda fiilî öğrenmeye bakar, yalnızca kuşkulanabileceğiniz şeye değil. Aynı zamanda bu bir serbest geçiş belgesi de değildir: işaretleri göz ardı eden ve hiçbir şey yapmayan kişiye sonradan, daha önce yeterince bildiği söylenebilir.
Bu konuda dikkatli olun. Bu öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediği ve ne zaman gerçekleştiği, her dosyada somut olgulara göre değerlendirilen bir sorudur: tıbbi belgeler, ikinci bir görüş aldığınız an ve tedavi ediciyle yapılan görüşmelerde söylenenler. Genel bir kaba kurala ya da çevrimiçi bir süre hesaplayıcısına güvenmeyin. Tarihleri kendi dosyanıza göre değerlendirtin.
Zamanaşımı ile hak düşürücü süre aynı şey değildir
Çoğu kez birbirine karışan, ama sonuçları büyük ölçüde farklı olan iki kavram.
- Zamanaşımı kesilebilir. Bunu zamanında ve doğru biçimde yaparsanız yeni bir süre işlemeye başlar. Üstelik mahkeme zamanaşımını kendiliğinden uygulamaz: karşı tarafın buna kendisi dayanması gerekir. Hekim, hastane ya da sigortacı bunu yapmazsa, talep esastan ele alınmaya devam eder.
- Bir hak düşürücü süre kesilemez. O süre dolarsa hak kendiliğinden düşer. Hak düşürücü süreler sorumluluk hukukunda daha seyrek görülür, ama örneğin şikâyet düzenlerinde ve poliçe koşullarında bulunur.
Bir sigortacıda da süregiden bir talep varsa, üçüncü bir saati hesaba katın: Medeni Kanun’un 7:942 maddesi uyarınca, sigortacıya karşı ödeme yapılmasına ilişkin dava hakkı, muacceliyeti öğrendiğiniz günü izleyen günden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Kesme: biçim, muhatap ve ulaşma
Kesme, zamanaşımını kestiğiniz işlemdir. Kanun üç yol sayar.
1. Yazılı ihtar ya da bildirim (Medeni Kanun madde 3:317)
İfaya ilişkin bir dava hakkının zamanaşımı, yazılı bir ihtarla ya da ifaya ilişkin hakkınızı tereddütsüz biçimde saklı tuttuğunuz yazılı bir bildirimle kesilir. En çok kullanılan yol budur.
Tereddütsüz sözcüğüne dikkat edin. Açıklama, tıbbi dosya ya da bir görüşme istediğiniz bir mektup kesme değildir. Karşı taraf, iletinizden tazminat talebinizi açıkça sürdürdüğünüzü çıkarabilmelidir.
Bir borcun ifasına yönelmeyen talepler için 2. fıkra geçerlidir: yazılı bir ihtar, ancak ardından altı ay içinde bir dava işlemi gelirse keser.
2. Bir dava işlemi (Medeni Kanun madde 3:316)
Bir dava açmak zamanaşımını keser. O dava kabulle sonuçlanmazsa, zamanaşımı ancak yargılamanın bitiminden sonraki altı ay içinde, sonunda kabul edilen yeni bir dava açılırsa kesilmiş olur. Bir dava işlemi geri alınırsa kesmez. Bağlayıcı bir görüş elde etmeye yönelen bir işlem de kesebilir; yeter ki bu, karşı tarafa gereken hızla bildirilsin ve o görüş gerçekten gelsin.
3. Kabul (Medeni Kanun madde 3:318)
Hakkın kabulü zamanaşımını keser, ama yalnızca kabul edene karşı. Bu önemli bir sınırlamadır. Sorumluluk sigortacısı bir şeyi kabul ederse, bu kendiliğinden hastaneye karşı işlemez; tersi de. Üstelik "işlerin tatsız geliştiğini" kabul etmek ya da özür dilemek, tazminat hakkının kabulü değildir.
Kesme mektubunu kime gönderirsiniz?
Mektubu, başvurmayı düşünebileceğiniz her tarafa, her birine ayrı ayrı gönderin. Tıbbi bir davada bunlar çoğu kez şunlardır: hastane ya da kurum (genellikle sorumlu taraf odur; çalışanlarının hataları için de), bağımsız çalışıyorsa tek tek tedavi edici ve düzen olsun diye sorumluluk sigortacısı. Yalnızca sigortacıya gönderilen bir mektup, hastaneye karşı zamanaşımını zorunlu olarak kesmez.
Ulaşma kanıtı
Bir kesme mektubu ancak muhatabına ulaştığında işler. Bu nedenle iadeli taahhütlü gönderin ya da okundu bildirimli e-posta ile birlikte posta yoluyla olağan bir kopya gönderin ve gönderim kanıtını saklayın. Tarihi not edin: kesmeden sonraki günden itibaren, aslıyla aynı ama beş yıldan uzun olmayan yeni bir süre işlemeye başlar (Medeni Kanun madde 3:319). Dava uzun sürerse, her yeni sürenin bitiminden çok önce kesmeyi zamanında yineleyin.
Kesme için mektup örneği
Bunu temel olarak kullanın ve dosyanıza uyarlayın. Mektubu göndermeden önce kontrol ettirmeyi yeğleyin: yanlış yazılmış bir mektup, kesme yapılmamışken yapılmış izlenimi yaratabilir.
İadeli taahhütlü
Konu: zamanaşımının kesilmesi, [hastanın adı], [doğum tarihi], [dosya ya da hasta numarası]
Sayın yetkili,
Kendi adıma size şunu bildiriyorum. [tarih] tarihinde kurumunuzda [tedavinin kısa, olgusal tanımı] gerçekleşti. O tedavi çevresindeki eylem ya da ihmaller sonucunda uğradığım ve uğrayacağım zarardan sizi sorumlu tutuyorum.
İşbu belgeyle ifaya ve bu zararın karşılanmasına ilişkin bütün haklarımı tereddütsüz biçimde saklı tutuyorum ve böylece talebimin zamanaşımını, Hollanda Medeni Kanunu’nun 3:317 maddesi anlamında da kesiyorum. Bu bildirim, maddi ve manevi, bilinen ve henüz bilinmeyen bütün zarar kalemlerine ilişkindir.
Bu mektubun alındığını yazılı olarak teyit etmenizi ve mektubu, sigortacının adını ve dosya numarasını belirterek sorumluluk sigortacınıza iletmenizi talep ediyorum.
Bu mektup hiçbir haktan feragat içermez.
Saygılarımla,
[ad, adres, tarih, imza]
Başvurduğunuz her tarafa aynı içerikte bir mektubu ayrı ayrı gönderin.
Zaman çizgisi: hangi tarihleri kayda geçirirsiniz?
- Tedavi ya da girişim tarihi. Davanızın 1 Şubat 2004’ten önceye mi sonraya mı düştüğünü belirler.
- Şikâyetlerin başladığı tarih ve o zaman nedeni hakkında size ne söylendiği.
- Bir hata yapılmış olabileceğini öğrendiğiniz tarih. Örneğin ikinci bir görüş, bir olay soruşturması ya da başka bir hekimle yapılan bir görüşme yoluyla. Bunu gösteren belgeyi saklayın.
- Kimin sorumlu olduğunun açıklığa kavuştuğu tarih.
- Her kesme mektubunun tarihi — gönderim kanıtı ve alındı teyidiyle.
- Doğum tarihiniz — öğrenme sırasında küçükseniz.
Ayrıca tıbbi dosyanızı zamanında isteyin. Buna hakkınız var ve o belgeler olmadan öğrenme tartışması neredeyse yürütülemez.
Kuşkuda mısınız? Dosyayı hemen değerlendirtin
Zamanaşımı, bir kaba kuralla ya da çevrimiçi bir araçla geçiştirebileceğiniz bir hesap değildir. Sonuç, zararın niteliğine, olayın tarihine, öğrenme anına, o sıradaki yaşınıza ve daha önce ne yazılıp kabul edildiğine bağlıdır. Kuşku hâlinde tek bir pratik kural geçerlidir: dosyayı hemen değerlendirtin ve bu arada gerekirse kesin; çünkü kesmek her zaman mümkündür, sonradan gerekli olmadığı anlaşılsa bile.
Söz konusu olan atlanmış ya da yanlış bir tanıysa, şu yazımızı da okuyun: yanlış tanı. Diş hekiminin ya da çene cerrahının bir hatasında şu yazımıza başvurabilirsiniz: diş hekiminde ya da çene cerrahında tıbbi hata. Bir ilaç ya da doz hatası söz konusuysa bakınız: yanlış ilaç ya da doz hatası.
Çekinmeden bizimle iletişime geçin ve tarihleri ile tıbbi belgelerinizi elinizin altında tutun.
Sık sorulan sorular
Her zaman yirmi yıllık bir son sınır geçerli mi?
Hayır. Yaralanma ya da ölümden doğan zararda, 1 Şubat 2004’ten beri yalnızca hem zararın hem sorumlu kişinin öğrenilmesinden sonraki beş yıllık süre geçerlidir. Bedensel Zararda Zamanaşımı Kanunu ile eklenen Medeni Kanun madde 3:310/5, o hâller için yirmi yıllık kesin süreyi bir yana bırakır. Yine de bir geçiş hukuku vardır. Yeni Medeni Kanun Geçiş Kanunu’nun 119c maddesi, 5. fıkranın 1 Şubat 2004’ten itibaren gerçekleşmiş zarara yol açan olaylara uygulandığını öngörür. Tedavi ya da girişim bu tarihten önce gerçekleştiyse, 1. fıkradaki yirmi yıllık süre geçerli kalır. Belirleyici olan olayın kendisinin tarihidir, hatayı keşfettiğiniz an değil.
Bir kesme mektubu kime gönderilmeli?
Sorumlu tutmayı düşünebileceğiniz her tarafa ve her birine ayrı ayrı. Tıbbi davalarda bunlar genellikle hastane ya da kurum, bağımsızsa tek tek çalışan tedavi edici ve ayrıca sorumluluk sigortacısıdır. Yalnızca sigortacıya gönderilen bir mektup, hastaneye karşı zamanaşımını zorunlu olarak kesmez. Aynısı kabul için de geçerlidir: Medeni Kanun’un 3:318 maddesi uyarınca kabul, yalnızca kabul edene karşı zamanaşımını keser.
Bir kesme mektubunda neler bulunmalı?
Medeni Kanun’un 3:317 maddesinin ifadesiyle, ifaya ilişkin hakkınızı tereddütsüz biçimde saklı tutmanız gerekir. Açıklama, tıbbi dosya ya da bir görüşme istediğiniz bir mektup kesme değildir. Karşı taraf, iletinizden tazminat talebinizi açıkça sürdürdüğünüzü çıkarabilmelidir. İadeli taahhütlü ya da okundu bildirimli gönderin ve gönderim kanıtını saklayın; çünkü mektup ancak muhatabına ulaştığı anda işler. Kesmeden sonraki günden itibaren, aslıyla aynı ama en çok beş yıllık yeni bir süre başlar.
Mahkeme zamanaşımını kendiliğinden uygular mı?
Hayır. Zamanaşımı kendiliğinden işlemez: karşı tarafın buna kendisi dayanması gerekir. Hastane ya da sigortacı bunu yapmazsa dava olağan biçimde esastan ele alınır. Bu, kendiliğinden işleyen ve kesemeyeceğiniz bir hak düşürücü süreden özsel bir farktır. Yine de zamanaşımı savunmasının yapılmayacağına güvenmeyin; süreyi her zaman katıymış gibi ele alın.
